Mehmet Akşitin konuşması - Nijmegen | |
Prof. Mehmet Akşit | |
Sayın Büyükelçim, basın mensupları, öğretmenler, veliler ve yavrularımız, Gün gelir içimizi bir sıkıntı kaplar ve ne yapacağımızı bilemez bir hale geliriz. İşte ben böyle anlarda daha önceden yaşadığım mutlukları içimde canlandırır, teselli bulurum. Sanki geçmişteki her mutlu gün içime serpilen su damlacıkları gibi gönlümü açar feraha ererim. Nijmegende yaşadığım bu gün, benim Türkçesizlikten kararmış ruhumu aydınlatan, ona coşku ve ümit veren bir mutlu gün olarak her zaman belleğimde yaşayacaktır. Lütfen bu mutluğun kaynağını size anlatmama izin veriniz. Biliyorsunuz insanı insan yapan onun aklı ve gönlüdür. Aklımız, mantıklı hareket etmemizi sağlayan bir yol göstericidir. Amaçladığımız mutluluğa ve feraha aklımızı kullanarak erişmeğe çalışırız. Ancak şunu da unutmayalım. Sadece akıllı olmak yeterli değildir. Bizler birer makine değiliz. Bir de gönül tarafımız var. İnsanın gönlü etrafındaki güzellileri, görerek, tadarak, koklayarak, dokunarak ve önemlisi severek yaşamak ister. Akılsız gönül de bir işe yaramaz. İnsanı tutar yanlış yollara sürükler. Akılsız gönlün verdiği mutluluk bir sigara içimi gibi kısa sürer. İnsan uzun süreli bir mutluluğa ancak aklını ve gönlünü birleştirerek erişebilir. İşte benim için bugün, aklımızın ve gönlümüzün kaynaştığı mutlu bir gündür. Bilimsel kurallar çerçevesinde hazırlanmış ve Hollanda eğitim sistemi ile uyumlu Türkçe dersleri, çocuklarımızın eğitimde başarılı olmasına yardımcı olacaktır. Aklın gösterdiği yol da budur. Konuyu ruh bilimleri açısından incelersek, psikoloji uzmanları ana diline destek olmanın çocuklarımızın öz güveninin artmasına ve sağlıklı bir benlik oluşturmasına neden olduğunu ileri sürmektedirler. Konuya dil bilimleri açısından bakarsak, uzmanlar ana dilini destek olmanın çocuklarımızın kavram hazinesini zenginleştirdiğini, dil öğrenme ve problem çözme yeteneğini geliştirdiğini söylemektedirler. Konuyu tıp bilimleri açısından ele alırsak, uzmanlar, iki dilli insanlarda bunama gibi yaşlılık hastalıklarına hemen hemen hiç rastlanmadığına dikkat çekmektedirler. Konuya yasal açıdan yaklaşırsak, ana dili öğrenmenin bir insan hakkı olduğunu ileri sürebiliriz. Kısacası, aklın yolu birdir ve bu yol bizi ana dilimize ulaştırmaktadır. Ana dilini kaldırma kararının akılla birleşmeyen yanılmış gönüllerin aldığı bir karar olduğunu görüyoruz. Ne yazık ki bu yanıltıcı duygusallığın hiç bir problemimizi çözmediği gibi, bu güzel ülkeyi her alanda çıkmaza sürüklediğini de gözlemliyoruz. Eğer sorunlarımıza uzun vadeli bir çözüm arıyorsak bilimin bize gösterdiği yoldan gitmekten başka çaremiz yoktur. Benim gönlüm zaten, ufkumu genişleten ve çeşitli kültürlerin zevkine ulaşmamı sağlayan çok kültürlü bir yaşam tarzına çoktan alışmış. Birkaç Avrupa dilini konuşan ve yazan bir kişi olarak, Türkçe gibi bir dile vakıf olmanın bir insan için nasıl yenileyici ve zenginleştirici bir kaynak olduğunu gelin de bana sorun. Bu sadece Türkçenin çok geniş bir alanda konuşulmasından değil, aynı zaman da bir gönül dili olmasından da kaynaklandığından hiç kuşkum yok. Türkçe bilmeyen dostlar bana inansın. Güzellikleri sadece Hollandaca ve İngilizce dillerinde görmek, tatmak, koklamak, dokunmak ve sevmek yetmiyor. Gönül alışmış ne çare, Türkçenin de tadına varmak istiyor. Ümit ediyorum ki bundan böyle alınan bütün kararlar akıl ve gönül desteği ile olsun. Hiç kuşkum yok ki Nijmegen de yaşayan veliler, yavrularımızın Türkçe öğrenmeleri için sürdürdükleri ve bütün velilere örnek olan kararlı davranışlarını sürdürecekler. Bütün yetkililere buradan sesleniyorum. Hollanda Türkçe Eğitim Vakfının düzenlediği Türkçe derslerini desteklemek mutluluğuna sizde katılınız. Şimdi artık çocuklarımızın geleceği için el ele verme zamanıdır. Şimdi artık aklın ve gönlün birbirine sıkı sıkı kaynaşacağı bir zamandır. Haydi, şimdi Türkçe için iş başına! Teşekkürler. | |
